Karanlık bürosundaki masasında kağıtlara göz atarken bir yandan da sol elinin iki parmağı arasına sıkıştırdığı sigarayı içine çekiyordu. Birden tekerlekli koltuğunu masasından güç alarak geriye doğru itti ve sigarasından bir nefes daha çekerek adaletin terazisini tutan kadın heykelciğine bakmaya başladı. Bürosuna en son ne zaman birinin uğradığını hatırlamıyordu, “Uzun zaman olmuş olmalı.” diye düşündü. “Ya da günler çok uzun geliyor artık.” Ayağa kalktı elleri ceplerinde handaki bu küçük odasını turlamaya başladı. Hemen bitiyordu ama oda. Sinirlendi, sigarasını küllükte hışımla ezdi ve biraz önce içinde kaybolduğu kağıtlara dönmeye yeltendi. Ama tam o sırada beklenmedik bir şey oldu ve ilk bakışta kemik gözlüğüyle ve kırmızı burnuyla dikkat çeken kamburca bir adam göründü kapıda. İlk andaki şaşkınlığını attıktan hemen sonra masasına geçti ve adamı masasının öbür tarafında duran koltuklardan birine buyur etti. Adam minnet dolu bir şekilde öne eğildikten sonra koltuğa oturdu ve bohçasını sıkı sıkı kucağında tutup gözlerini yere mıhladı. “Ne demek bu şimdi? Kafa mı buluyor bu adam benle?” diye düşündü. Adamın dikkatini çekmek umuduyla çakmağını masaya vurdu, hatta bir ritm bile tutturdu. “Tap Tap Dap Dap Tap” Ama adamın buna tek tepkisi bohçasını daha sıkı tutmak oldu. “Eh be adam!” diye mırıldandı, onun duyabileceğinden emin olduğu bir düzeyde. Tepki gelmedi. Kendi kendine “Eh, peki!” dedi ve düşündü ki madem o karşısına geçmiş böyle arsızca oturabiliyordu iyi ya kendisi de beklerdi. Hem yapacak işi mi vardı ki, bakarsın eğlenceli bile olabilirdi. Bu düşüncelerle sırtını koltuğa yasladı ve paketinden yeni çıkardığı sigarayı yaktı..
