Bir melodi mırıldanılıyor, hafif ama sessiz değil, hüzünlü ama ümitsiz değil. Kaldırıyor yatağından onu ve ışığı kıran buz camların ardından usulca çalıyor kalbini, alıp götürüyor geçmişin haşmetli ve bir o kadar da uzak hatıralarına. Bir sigara nefesi ve işte ilk tanışmaları, bir öksürük ki sarsan ciğerlerini – ilk tartışmaları -, bir bakış buzlu camın ardına […]
'Aşk' kategorisi için arşiv
tekilliklerin yoğun olduğu yerde
zaman durur.
-fizikte görelelik kuramı-
der ki einstein amca,
ne kadar yoğunsa madde
o kadar büker zamanı.
bir yere varır ki sonunda
yoğunluğu maddenin tekabül eder
hiçliğine zamanın.
aşk da böyle işte,
ondan üç ay önce olduğum yerdeyim
beklerken seni, hayatım geçmekte ama zaman asla!
onun için tekilliklerin yoğun olduğu yerde
bir tekila lütfen
evrenin sonundaki restoranda,
hey barmen -sahi- hesap nerede kaldı?
Not: Bu zırvayı anlamak […]
badelerin diyarından
elimde dünden paslanmış bir kılıç
geliyorum sana
solmuş yaprağın çıtırtısında.
yaşanamamış günlerin anısına
koltukaltlarımda iblis kafatasları
takip ediyorum izlerini
çöl fırtınasının karmaşasında.
prensliğim sınırlarında
ve beynelmilel tüm orta dünyada
haber saldım ejderhalarıma
her dağı eritecekler
ve taşı girmiş aramıza.
ey, uzak ormanların ölümsüz prensesi!
toza dönüşen her vampirin
ve tanrının ve şeytanın
şerrinden düşmemişsem hala eğer
geleceğim
bekliyorsan sen de beni,
at tezekleriyle dolu o yoldan
sisli bir sabah
kuşatmasında kalbinin.
Sone 1
usulca süzülmekte
büyümüş
saç
gözlerinden,
tam da yüreğimi
hedef alarak
gül ucuyla
eros’un oku;
ah,
merak etme sakın
zaten gülecek
yakın
güller açarak..
Sone 2
sen nefes al
sen kokla gülü
kapalıyken gözlerin,
ben görürüm
kızıllığı
ve gözyaşlarını.
ama çabuk ol
nefessiz kalmadan
sensizlikte,
gel hele..
her şarkıda olan senin,
yanına bir yer buldum kendime
inceden bir bağlama çaldı sesini,
bir keman
gözlerini,
ardından bir kontrbas
çizdi uzaklığını.
akustik gitardan döküldü aşkın,
narin bir ney sesi ile
güzel ruhun;
ve elektrogitar akıttı ötekine
öfkeni.
davul inadını,
kemençe umudunu
haykırdı sahnede.
dedim ya bir yer buldum
dünyanın en büyük orkestrasında
-sende-
kendime.
koltuk numarasını veremesem de
yüreğinin içinde bir yerlerde..
İyi misin? Böyle habersiz,
Ve korku, birçok şeyden ötürü..
Yorgun..
İntihar veya Her Gün Kahvaltıdan Önce Seviyorum De Bana
Yayınlanma 05 Ocak 2007 Kategori: Aşk 0 YorumYitik prens kalemiyle melekler kazıdığı tahta masadan başını kaldırdı. Yorulmuş olmalıydı, yüzündeki çökmüş ve umutsuz çehre kuşkusuz ağlayan bir gecenin mirasıydı. “Yeni bir gün daha mı..” diye hayıflandı. Geceleyin perdeleri sıkı sıkıya kapadığına seviniyordu çünkü şu anda yalancı bir güneşe tahammül edebileceğini hiç sanmıyordu. Ruhuna çok ağır gelen başını kollarının arasına alıp masaya dayadı […]
Selam,
Umarım okursun bu mektubumu,
Seninle ilgili gördüğüm gayet sık rüyalara bugün bir tanesi daha eklendi. Gerçi rüya demek haksızlık buna biliyorum, çünkü kitap okumakla ve matris çalışır gibi yapmakla geçen günümden çok daha gerçekti o. Nasıl desem, hayal gerçek, hayat mecaz, böyle diyordu di mi şarkıda?
Ah, bir merdivenden çıkıyordum ve merdiven bittiğini anda seni gördüm. Neredeydik, […]
Çetin bir savaşın muzafferleri olarak karanlıktan çıkarak geldiler. Adam kadına bir yeri göstermeye çalışıyordu, kadın da adamı gözleri parıldayarak dinliyordu. “Şu tepenin etrafından da dolaştık mı oradayız aşkım.” dedi adam kadına, kadın gülümseyerek cevap verdi. El ele vererek yürüdüler dolunayın hüküm sürdüğü gecede. Ezilen otların çıtırtısı bozuyordu yalnızca sessizliği, bir de dalgaların karaya vuruşu. Bir […]
Karanlık bürosundaki masasında kağıtlara göz atarken bir yandan da sol elinin iki parmağı arasına sıkıştırdığı sigarayı içine çekiyordu. Birden tekerlekli koltuğunu masasından güç alarak geriye doğru itti ve sigarasından bir nefes daha çekerek adaletin terazisini tutan kadın heykelciğine bakmaya başladı. Bürosuna en son ne zaman birinin uğradığını hatırlamıyordu, “Uzun zaman olmuş olmalı.” diye düşündü. “Ya […]
