ardışık sevişim algoritmaları

02 Ocak 2009

hak edemiyorsan kaybedeceksin!

Kategori: n'oluyoruz — artena @ 19:38

yıldızlar diyorum tanrılarım hani nerede peygamberleriniz
yağmıyorlar artık yalnız gecelerime, yüreğimde bir susuzluk hunhar
bulut çok, ışık çok; yoksunuz artık gökyüzünde
yol haritamın mürekkebi akık, üstüm başım lacivert.
bir başımalığımda tek ebedi demirbaşım üstelik eğreti,
bir sigara, tanrılar kullanır ve
atarlar.

hayır yağmur yok bu gece,
her ümidin afyondur, çıkmaz sokakalara varır elbet
hayır yağmur yok bu gece,
yolunu kaybetmiş gelişler var
hiçbir zaman hedefine varamayan,
pusuda sarp dağların yamacında
celalinin baskınıdır helal olsun
hak edemiyorsan, kaybedeceksin.

hayır yalan yok bu gece
sevdiğin kadar sevilmeyi umuyorsan
acı çektirdiğin kadar çekmelisin,
dökülen her bir gözyaşının hesabını
yüreğinde yakılan ateşin közleriyle ödeyeceksin,
çünkü soğuk ve katı ve şekilsiz bir kalble hala sevemezsin.
sus ve dinle,
artık
susuzluğundan yağmur yağdırmayı öğrenmelisin.

küçük burjuva destanı

Kategori: n'oluyoruz — artena @ 19:37

yıldızların bile gözükmediği
metropolün çakma gecesinde,
özlüyorsan gürültüsünü dahi şehrin,
bir hatıra,

zamanını anımsamadığın

bir hatıra,

mekanını bulamadığın

bir hatıra,

hakkında hiçbir halt hatırlamadığın

yeter de artar
dört duvarla yoldaş olmana.
üstelik açıksa penceren,
hele bir de yağmur yağıyorsa
yalıtılmışlık vaktinde tüm evrenin,
bir köpeköldüren açarsın,
tek bir konuyu işleyen müfredatı
tekrar tekrar çalışırsın.
yaşan(a)mamışların geçitinde,
epik bir kahraman gibi durup ucunda
atılan taşın hiç durmadığı uçurumun,
romantik bir küçük-burjuva destanı oynarsın,
ta ki şişenin dibi vurana kadar.

yine de gecenin nemli kokusu
yolda olanın elçişi olarak,
zat’ınızın karşısına çıktığında
zevali kendine kesersin.
çileciydin tabi evvelden,
boş bulduğun yere sızarsın.

madem ki tatmışsın geceden yalnızlığı,
karanlığın en koyu olduğu vakti de bilirsin,
şafağın kokusu duyulsa ne yazar
getireceği varsa eğer
daha fazlasını götürecektir deyip geçersin.

şiire isyan

Kategori: n'oluyoruz — artena @ 19:36

eğer ki yazabilseydim hala,
göz yaşıyla değil artık
histerik kahkalarla,
hele ilkbahar hiç değil
kışın bir sahil kıyısında,
bir söveydim ecdadına
beş kuruşa satılmış dönek dünya
eğer ki yazabilseydim hala.

toplumcu gerçekçi, ikinci yeni ve ahmet usta,
cümlenize hürmetler ama
21. yüzyılın bu postmodern çocuğu
dayanamaz,
sıçar şiirin ağzına.

hodrimeydan

Kategori: n'oluyoruz — artena @ 19:35

anıdır sahaf kitapları,
ama kimse bilmez hangi tozdan
arda kalmış o güzel koku,
unutulmuş
tüm izlerin.

dudak payı bırakılan çay,
yarıda söndürülmüş filtresiz sigara
hep çabuk sıkılırdın zaten
artık dönülemez yolların var.
çıkmazlara zaruri muptela
ve yazık ettiğin tüm o adımlar,

yağmurla silinmiş tüm izlerin.

zamandan azat edilen ses,
dün, bugün ya da yarın değil
dipsiz bir kuyuya atılan taşın
hiç çarpmadığı yerden gelir.

ne senden önce tükenmişliğim,
ne sensizlikte kaybolmuşluğum var.
parşömendeki el yazısı,
mirasyedi bırakılmayacak ardımdan.
bir yetmişlik, bir kitap ve bir arkadaş,
gelecek günlerin vasiyeti,
“güvercin tedirginliği”
korkusuz ve çekingen,
okyanusa yüzen
küçük ama kara
bir balık misali.

köşe başları

Kategori: n'oluyoruz — artena @ 19:34

karanlık sokaklarda ele başları
tek kurşun iki silah
özellikle gece yarıları
bir ölü vardır,
pek çok suçlu.

bir suçluyla bir suçsuzun toplamı
her zaman ikiden
fazla
değmesin elin bana,
hummam dolaşır ara sokaklarda
artı değeri hataların
kuytulara günah çıkartacağım.

şimdilik bir soru işareti koyuyorum sona
uzlaşmaz çelişkilerin çözümü
müthiş bir pandomim ve devrim;
bir sonraki seans,
tüm köşe başlarında.

ara sokaklardaki karanlık-kuytu köşe başları
hepsi yağlı birer burjuva.

WordPress üzerine kurulmuştur